Hacı Murat - L.N. Tolstoy

Hacı Murat - L.N. Tolstoy

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okurken boş kalan zamanlarımı da değerlendirmek için bu kitaba başladım. Başlangıçta işyerimde öğle aralarında okudum birkaç kez. Otuzuncu sayfalardan sonra ise geçen hafta sonu elimden düşürmeden tamamladım.

Konusu Kafkasya Kartalı lakaplı Şeyh Şamil ile kavgalı olan Hacı Murat isimli direniş liderlerinden birisinin başından geçenler. Aslında Hacı Murat’ın hayatının son devresi de denilebilir.

Hacı Murat önceleri Şamil ile birlikte Ruslara karşı mücadele ( Gazavat ) ediyor. Yakalanmadan önce bir ara Rusların tarafına geçiyor, kendisine bazı Rus komutanlar kötü davranınca tekrar Ruslarla savaşmaya girişiyor. Ama Şamilde onun düşmanı. Böyle olunca hem Şamille hem de Ruslarla mücadele etmesi gerekiyor. Galiba asıl hatayı da burada yapıyor.

Şamil ailesini esir alınca tekrar Rusların safına geçip onlarla anlaşmaya çalışıyor. Rus komutan Vorontsov ve karısı Marya Dimitriyevna çok iyi ağırlıyorlar. Ruslara, “Ailemi kurtarmama yardım ederseniz Şamili bitiririm” vaadinde bulunuyor. Aslında Ruslara giderken hayali yalnızca ailesini kurtarmak değil aynı zamanda Şamilin yerine geçip Kafkasya’nın yeni lideri olmak. Rus egemenliğini kabul ederek elbette. Burada Hacı Murat’ın ne kadar kahramanca savaşan bir yiğit olsa da kendi şahsi menfaatini milletinin geleceğinin üstünde tutup halkının nazarında hain durumuna düştüğünü acı bir şekilde görüyoruz. Kitapta sadece Hacı Murat değil pek çok başka önemli Tatar şahsiyetinde Rusların tarafına tam da böyle nedenlerle geçtiğine şahit oluyoruz.

tolstoy
L.N. Tolstoy

Asıl kahraman bu hikaye de Hacı Murat olduğundan çok fazla üstünde durulmayan Şeyh Şamil biraz gaddar, acımasız belki de diktatör gibi görünebilir. Ancak benim gözümde ölümden zerre korkmaması ve meselenin özünü en doğru şekilde çözümlemiş olması açısından (Ruslara asla teslim olmamak ve sonuna kadar mücadeleye devam etmek) benim nazarımda daha makbul ve gerçek bir kahramandır.

Nihayetinde Ruslar Hacının ailesini kurtarmak için bir türlü harekete geçmeyince, kendisi Rusların elinden kaçıp Vedeno’ya (Şamilin ailesini hapsettiği yer) gidip Şamille savaşmak, ailesini kurtarmak isterken yolda kuşatılıyor. Rus kuvvetleri ile birlik olan Kazak ve Kafkas askerleri tarafından öldürülüp bizzat Müslüman bir Tatar tarafından kafası kesiliyor ve Rus karakollarına, kışlalarına götürülüp askerlere tek tek sergileniyor.

Hikayenin kısa özeti bu şekilde, peki ya hissettirdikleri ve düşündürdükleri?

Hissettiğim ve düşündüğüm, aklımdan geçen duygu ve düşünceler biraz karışık ve bir o kadar da buruk doğrusu. Kafkasya’nın bir nevi Rus Ortadoğu’su (bu ifade benim aklıma geldi başka yerde geçiyor mu, ne kadar yerinde bir tanım tartışılır elbette) olması, Müslümanların birlik olamaması. Her ne kadar namaz başta olmak üzere dini vecibelerine son derece düşkün olsalar da kendi şahsi hırs ve menfaatlerine boyun eğmeleri, asıl düşman yerine pek çok kez birbirine saldırmaları Kafkas Halkları için üzüntü verici olması.

ramazan kadirov

Bu noktada bugün Çeçenistan ve romanda geçen başkent Grozni'nin lideri Ramazan Kadirov gerçeği bizlere eskiden beridir değişen bir şey olmadığını göstermektedir.

Ayrıca kitabın üzerimde bıraktığı etkiye bakınca savaşların eski dönemlerde çok sıradan, ölümün ve yaralanmanın pek tabii görülmesi, Rusların (elitlerinin) salon, balo hayatının yanı sıra Müslüman halkın sade ve fakir yaşamı, güçlü Rus kuvvetlerinin bastığı köylerdeki acımasız katliam ve işkencelerin film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmesi etkileyiciydi.

Hacı Murat’ın adamları olan Eldar, Hamzalo, Han Mahoma, Hanefi ve Kurban’ın kendilerine has özellikleri, Marya Dimitriyevna’nın Hacı Murat için “Tatar ama iyi bir adam” derken kullandığı ama, Rus Çarı Nikolay, Rus komutanlar Vorontsov ve Butler ile Vorontsov’u Çar Nikolay’a kötülemeye çalışıp başarısız olan danışman Çernışev, abisinin yerine askere giden, Tatar saldırısında yaralanan ve çok sürmeden ölen gariban asker Avdeyev ile ailesinin durumu. Olaylar akıp giderken herkesin kendine göre hesaplar yapması da başka bir nokta.

Tolstoy bir kısmını bizzat şahit olarak, bir kısmını başkalarından dinleyerek kalanını da kendi dünyasında canlandırarak yazdığı bu hikâyenin başlangıcında “Kırlardan eve dönüyordum…“ der, “tatar” da denilen devedikeni üç dallıdır ve dallarından biri kopuktur. Hikâyenin sonunda Tolstoy sürülmüş tarlalarda gördüğü devedikenini görünce işte Hacı Murat’ın ölümünü hatırlar.

Bu arada çeviri çok başarılı, teşekkürler Mazlum Beyhan. Tolstoy’a da selamlar, toprağı bol olsun. Herkese güzel okumalar.

 


Tags:  hacı murat ,  tolstoy ,  vorontsov


Ebülten

Haftalık Ebültene Abone Olun, Laravel hakkında gelişmelerden haberdar olun.