Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar

Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar

Mutlaka Okunmalı listelerinin vazgeçilmez öğelerinden olan bu eser uzun zamandır merak dünyamı işgal etmekteydi. Konusunu, karakterlerini, olaylarını, yani hiçbir şeyini bilmeden bilinmeze yelken açarcasına daldım bu sihirli dünyaya. Tarih seven, Eski İstanbul’u görmeden âşık olan, mecnun misali özleyen, geçmişin yaşanmışlıklarına karşı hep burukluk ve ilgiyle burnunu sokmaya çalışan biri olarak herhalde bir kitaba “keşke bu kadar akıcı olmasan” diyebilecek radde deki ukalalığıma engel olamadım.

İyi ki hiç bilmeden elime alıp okumuşum diyorum zira çok sevdim, çok beğendim, tadı damağımda kaldı diyebilirim. İlber Hoca’nın önerdiği kitaplardan olması da ayrı bir güzellik ancak İlber Hoca, İhsan Oktay Anar’ın diğer kitaplarını bu seviyede görmediğini yazmış “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” kitabında. Göreceğiz elbet biz de diğer kitaplarını okuyunca.

Bir yorumda görmüştüm, “arkadaşıma şiddetle tavsiye ettim ama konusunu anlatmayı başaramadım” diyordu birisi çaresizce.

sabahattin ali
İhsan Oktay Anar

Tarih tamam ama felsefe, matematik, fizik ve daha dahası da mevcut bu kitapta. Ama öyle aklınıza sıkıcı yorucu kavram anlatıları gelmesin kesinlikle. Başlangıcı ve sonu olan bir macerayı anlatıyor yazar. Anlatırken geçtiği yerleri, mekânları velhasıl adeta zamanı bükerek, ardından sürükleyerek hem hikâyeyi hem sizi kıvama getirmek için yoğuruyor da yoğuruyor.

Bir bakmışsınız Tophane kahvelerindesiniz, bir bakmışsınız lağımcı olup kalelerin altından girip üstünden çıkıyorsunuz. Bir bakmışsınız gizli teşkilatlar, gizli işler çevirenler var. Bir de o gizli işler çevirenlerin aklını başından alacak başka planlar. Hiç bilimkurgu, fantastik eserleri (kitap ya da sinema filmi vb.) sevmeyen benim için bile çok güzel bir deneyim oldu.

Kitap kesinlikle şöhretini hakediyor. Müthiş bir görsel şölen sunuyor, okurken hayal dünyanızın bir enkazın ayağa kalkması gibi ayaklandığını hissediyorsunuz. Eski İstanbul’un yaşantısını o kadar ince ve güzel ayrıntılarla veriyor ki. Mesela yeniçerilerin yıktığı evin enkazından hemen hamamcılar, fırıncılar peyda oluyorlar, enkazdan geriye kalan ne kadar tahta varsa toplayıp götürüyorlar. Daha bunun gibi binlerce ayrıntı düşünülmüş ve ilmek ilmek işlenmiş. İhsan hoca sanki o döneme gidip ordan yazmış gibi.

Kesinlikle ömrüm oldukça bir kez daha okumak istediğim çok kıymetli bir eser. Herkese hiç düşünmeden tavsiye ederim. 

 

 


Tags:  


Ebülten

Haftalık Ebültene Abone Olun, Laravel hakkında gelişmelerden haberdar olun.