Şeker Portakalı – Jose Mauro de Vasconcelos

Şeker Portakalı – Jose Mauro de Vasconcelos

Can yayınlarının bu güzel eser için hazırlattığı kapağı görünce çocuk kitabı olduğu düşünülebilir. Kitabın ismi de bu yanılgıya hizmet edince bilmeyen yetişkin bir kimse çocuklar için olduğunu zannedip okumaya değer bulmayabilir. Ancak hiç de öyle değil, gayet sağlam, duygu yüklü bir kitap okuyucusunu bekliyor.

Kitap, o sıralarda beş (5) yaşında olan Zeze isimli, yaşıtlarına göre hayli zeki olan, küçük bir çocuğun gözünden yaşadıklarını yansıtıyor. Zeze, annesi, babası, abisi Totoca, küçük kardeşi Luis (Kral Luis), ablaları Gloria ve Jandira, Edmundo Dayı ile Minguinho (Şeker Portakalı) ağacından oluşan yoksul ailesinin çevrelediği küçük bir dünyada varolma mücadelesi içindedir. Oldukça yaramaz bir çocuktur ve ne yazık ki çoğunlukla şiddetli dayak ile onu terbiye etme yolunu seçerler. Bazen öyle şiddetli bir şekilde dayak yediği olur ki günlerce yataktan çıkamaz, okula gidemez.

sabahattin ali
 Jose Mauro de Vasconcelos

Okulda onu çok seven ve anlayan öğretmeni Dona Cecili Paim vardır. Onu çok sever Zeze, Dona’da Zeze’yi. O yüzden Zeze genellikle okulda çok usludur. Küçük yaşında maceradan maceraya koşar. Sao Paolo otoyolunu kimi zaman tek başına geçer. Kavga ile başlayan ve sonradan baba-oğul derecesinde yakınlaşacakları Portuga dediği Manuel Valadares ile tanışırlar. Öyle bir ilerler ki arkadaşlıkları, Manuel (zengin, araba sahibi olan birisidir) ölünce tüm servetini bağışlayacaktır Zeze’ye. Ve sonunda hikaye kötü biter. Mangaratiba azraili oluverir Zeze’nin hayallerinin, küçük dünyasının. Minguinho’ya anlatır her zaman yaşadıklarını, içinden geçenleri, hayal ve özlemlerini. Ama Xururuca’ya da kıyarlar sonunda. Sana başka, daha güzel ağaç buluruz derler, daha güzel eve taşınırız, bu yoksulluk bitecek baban iş buldu derler. Halbuki Zeze’nin içinde kopan fırtınalardan, devrilen bir çınar gibi yığılan düşen umutlarından, yarım kalan Protuga’sından hiçbirinin haberleri yoktur.

Kitabın sonunda boğazıma bir yumruk düğümlendi adeta. Ağlamadım ama çok etkileyiciydi. Zeze ile empati kurmaya kalkarsanız, eğer duygusal bir yapınız varsa, etkisi bir süre sizi sarar da bırakmaz.

Kitabın yazarı Vasconcelos’un çocukluğundan derin izler taşıyor bu etkileyici eser. Yaşanmışlık olunca daha bir lezzetli okuması oluyor galiba. Farklı coğrafyalardan yazarları okumayı sevdiğimden bir nevi farklı bir dünya mutfağının lezzetini tattım bu okumada. Çevirmene de teşekkür etmeden geçmemek gerekir diye düşünüyorum. Bizzat Brezilya’da yaşadığını görünce çeviri kalitesinin kaynağı da belli oldu benim için. Yazarın başka kitaplarını da araştırmayı istiyorum. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir eser daha okuyup bitirdiğim, hazmettiğim için mutluyum.


Tags:  


Ebülten

Haftalık Ebültene Abone Olun, Laravel hakkında gelişmelerden haberdar olun.