Yeni Dünya - Sabahattin Ali

Yeni Dünya - Sabahattin Ali

İçerisinde tam 13 öykü bulunan bir kitaptan söz edeceğim bugün. Cumhuriyetin ilk yıllarında, yazarın yaşadığı dönemleri resmettiği satırları içimize çekeceğiz. O döneme ilişkin yaşam koşullarını, hayatın zorluklarını, fakirlik, hastalık ve elbette haksızlıkları görmek açısından bu öyküler kendi içinde bir hazine sayılabilir. Sırasıyla öykülerden kısaca bahsedelim;

Asfalt Yol; bu öyküyü galiba 2005 yılından sonra MEB ders kitaplarına da koymuş, iyi de olmuş doğrusu. Bir kara mizah anlatılıyor aslında. Köyün bozuk yollarından, köylünün çile çekmesinden dolayı köyün öğretmeni köylünün ağzından devletin ilgili kurumlarına, valiye, kaymakama dilekçe yazıp gönderir. Bu dilekçelerden bir şey çıkmayacaktır tahmin edilebileceği gibi.

sabahattin ali
Sabahattin Ali

Devletin ileri gelenlerinden biri o yoldan geçmek zorunda kalır ve yolun yapılmasını ilerde tekrar geleceği zamana hazır edilmesini ister. Bunun üzerine ilgililer hemen çalışmalara başlarlar. Köylü memnun, öğretmen gururlu. Çalışmalar biter ve yol açılır, köylüler kağnı, at arabaları ve bunun gibi lastiksiz tekerleri olan araçlarla eskiye göre çok daha rahat gidip gelebilirler. Ama On beş gün geçmeden yolun yer yer bozulmalara ve çökmeye uğradığı anlaşılır.

Yetkililer en kestirme çözümü uygulamaya koyarlar, lastik tekerli olmayan tüm vasıtaların geçişi yasaklanmıştır. Bunun üzerine köylü suçluyu bulur. Tabii ki bu işi başlarına açan öğretmendir. Onlar nasılsa eski bozuk yolda çile de çekseler kullanabiliyorlardı o yollarını. Şimdi ise dağlardan gitmeleri gerekir ve bu saatler sürer. Köylünün öfkesinden korkan öğretmen ise köyü terk etmekte bulacaktır çareyi.

Hanende Melek; Hüseyin Avni isimli sarhoşun çoluk çocuğunun rızkını götürüp şarkıcı kadına vermesi, düştüğü rezil durumlar ve şarkıcı kadının vicdanı konu edilir.

Çaydanlık; yazarımız hapishanede epey bir zaman geçirdiği için oraları iyi biliyor. Bu öyküde, koğuşta çok konuşan, her şeye müdahil olan bir mahkûm, onun ölümü ile ailesinin eşyalarını toplaması, şirret karısının cenazeyi devlet kaldırsın demesi enteresan insan tipleriyle bizi tanıştırıyor.

Ayran; bu öykü “Üç Öykü” kitabında da geçer. Çok acıklı bir konusu vardır. Babasız üç çocuk, anneleri başkalarının yanında çalışır. Haftada bir gün eve uğrayabilir. Çocuklardan ikisi henüz çok küçüktür (iki ve beş yaşlarında) Büyük olan ise on iki yaşlarındadır. Tren istasyonuna giderek ayran satıp para kazanmaya, kardeşlerini doyurmaya çalışır.

Isıtmak İçin; yine fakirlik, yine imkânsızlıklar ve yine acımasız yaşam koşulları. Çamaşırcı kadın ve onun zavallı kızının ölümü.

Uyku; Sivas’a giden kamyon, şoförün üç gündür uyumaması, yolda yaşananlar. O günlerde yolculuk ne kadar da zormuş diye düşünüyor insan bunları okuyunca.

Bir Mesleğin Başlangıcı; nur yüzlü bir adamın kendinden beklenmeyecek bir mesleğe nasılda farkında olmadan bir girdapta boğulur gibi düşmesi anlatılıyor.

Bir Konferans; şehirli okumuş tayfanın köylülere tepeden bakması, bir nevi küçük görmesi. Köylülerin konferans uzamasın diye anlamadıkları yerde soru sormayışları. Anadolu’da hep böyle olmuştur bu işler zaten.

Yeni Dünya; Kitaba ismini veren bu öyküdeki “Yeni Dünya” öyle ilk akla geldiği gibi ortaya atılmış bir felsefe, bir görüş değil. Düğünlerde oynayan ve bu işi profesyonelce, para kazanmak için yapan bir kadın. Çirkin Yeni Dünya’yı beğenmeyen ağa “Deli Emine” yi getirtir. Kadınların aralarında oluşan rekabet, ardından gelin almaya dokuz saatlik yola giden düğün konvoyu. Sonunda hazin bir şekilde ölen ve cenazesini dahi kimsenin istemediği Yeni Dünya’nın aramızdan ayrılışı. Bir başka buruk insan öyküsü daha.

İki Kadın; diğer öykülerdekine benzer şekilde burada da öyle karmaşık kurgular yok aslında. Zengin Kerim Ağa, biri yaşlı, diğeri genç iki karısı var. Kerim Ağa servetini saklayan, cimri, karılarına bile az bir yiyecekle yarı aç yarı tok hayat yaşatan, o sıralarda ağır ishale yakalanıp kurtulamayan birisi.

Sulfata; O yıllarda sıtma ile mücadele sürüyor ve bu ilacı almak için doktoru sıtma olduğunuza ikna etmelisiniz. Mezhep ve kültürel farklılığa inat iki âşık Mustafa ve Aliye ailelerinden destek almadan kendi başlarına bir hayat kurmaya çalışırlar. Tam her şey yoluna girecekken Aliye sıtmaya yakalanır. Şehirdeki doktoru bir türlü ikna edemezler, çünkü doktorun gözünde bu köylüler hep yalancı ve düzenbazdır.

Hasanboğuldu; Kaz dağlarının eteklerindeki bu doğa harikası yeri mutlaka görmelisiniz. Ben ilk defa evlenip de balayına gidince oraları gezip dolaşmıştım. Keşke bu öyküyü o zamanlar okusaydım diyorum şimdi. Ova köylüsü Hasan ve dağ köylüsü Emine’nin acı hikâyesidir bu. Elbet kavuşamadılar çünkü kavuşsalar efsane olmazlardı.

İyi ki Âli’den bu öyküleri okuma fırsatına eriştik. Anadolu’muzu daha bir yakından teneffüs ettik. Okumak güzeldir, ruhumuzu dinlendirir.


Tags:  deli emine ,   sabahattin ali ,  Asfalt Yol ,  Hanende Melek ,  Çaydanlık ,  Ayran ,  Isıtmak İçin ,  Uyku ,  Bir Mesleğin Başlangıcı ,  Bir Konferans ,  Yeni Dünya ,  İki Kadın ,  Sulfata ,  Hasanboğuldu


Ebülten

Haftalık Ebültene Abone Olun, Laravel hakkında gelişmelerden haberdar olun.